Art + Commerce scored a coup last week, snagging Patrick Demarchelier to add to their stable that already includes Steven Meisel, Hedi Slimane, Annie Leibovitz, and Craig McDean. Meanwhile, this week comes a photographer blind item — which may or may not be related — many are thinking it refers to Steven Meisel and Vogue Italia: “Which power magazine is facing the the finish date of that mega-photographer’s blue chip contract with the publication? The Hiss Squad is in a tizzy at the thought of what might happen should said book fail[s] to close a new deal soon. The creation of fashion’s most valuable free agent? More room for a new generation of photographers to play? A rethink of the nature of long term contracts?” [FWD, The Imagist]
- Author: andac
- Published: Dec 5th, 2009
- Category: Photography
- Comments: None
In The Name of Photography
- Author: andac
- Published: Nov 3rd, 2009
- Category: Fashion, Photography
- Comments: None
Fashionable Istanbul



Vivienne Westwood
- Author: admin
- Published: Sep 8th, 2009
- Category: Fashion, Photography, Styling, Website
- Comments: None
Supremebeing

Farklı alanlarda 4 kişilik bir grup arkadaşın 1999 yılında İngiltere’de yarattıkları bir marka Supremebeing.
Dikkatimi çekmesinin sebebi reklam fotoğrafçısı Volkan Hiçyılmaz oldu. Tişörtl
erinin baskı tasarımları oldukça dikkat çekiciydi.
Markanın yeni sezon ürünlerini websitesinden görebilirsiniz.
- Author: arzu
- Published: Jul 17th, 2009
- Category: Fashion, Film, Photography
- Comments: None
VE ‘DIOR’ KADINI YARATTI….
Christian Dior’un modayı Sinema ile buluşturduğu ‘The Lady Noire Affair’ filmi kısa bir süre önce izleyicilerle buluştu. 4 kısa hikayeden oluşan projede Oscar ödüllü oyuncu Marion Cottilard görüyoruz. Hikayede ‘Lady Dior’ olarak karşımıza çıkan Marion alışılan femme fatale kadın figürüne kıyasla, zarefeti ve doğal güzelliği ile başımızı döndürüyor. Filmin başından itibaren oldukça fransız, elegant ve star ışıltılısı ile izlediğimiz Lady Marion, hikayenin gelişmesiyle asıl icon olan ve dikkatleri üzerine çeken Dior Handbag’’i ve aksesuarlarını bize çok geçmeden tanıştırıyor.
Tüm bu sanatsal başarını arkasındaki isim projenin art direktörü olarak karşımıza çıkan John Galliano’dan başkası değil. Son derece özenle çalışılarak hazırlanan kostüm tasarımı, aksesuar, mekan seçimi, oyuncu kadrosu, müzik komposizyonu ve sinematografik çalışması neredeyse hollywood klasikleri arasında yerini şimdiden garantiliyor.
Diğer taraftan yönetmen koltuğunda ‘La Vie en Rose’ filminden tanıdığımız Oliver Dahan’ı unutmamak lazım. Dahan, bizlere kendi yorumunu da katarak, Alfred Hitchcock filmlerini aratmayacak bir Film Noir klasiği sunuyor. Güçlü anlatımı ve kadraj çalışmasıyla izleyiciyi içine çeken, ve bir sonraki hareketin ne olacağını heyecanla beklerken, gereksiz, hatta yok kadar az denilecek diyalogların yerini tutan bakışlar ve kameranın bize bakmamız gereken yeri işaret etmesi gerilimi ve gizemi fazlasıyla yükseltiyor. Tabi arka plandaki muhtesem müziği ve öldürücü sivri topuk seslerini de unutmamak lazım.
Bu arada anlatım demişken kullanılan paralel kurgu tam olarak havada kalan boşlukların bir sonraki bölümü beklememiz gerektiğini söylüyor. Özellikle de filmin pralogue’unda yakın planda gördüğümüz gözün, filmin son sahnesinde karşımıza çıkan Seksi ve gizemli başka bir Lady’e mi ait olduğunu yoksa, kuvvetli bakışlara sahip olan Lady Marion’a ait olduğunu sorgulamamıza sebep olurken, bu bakışların aslında bizi heyecanla bir sonraki bölümde karşımıza çıkacak olan ‘Lady Rouge’a’ hazırlayacağını işaret ediyor.
Fotoğraflar : Courtesy of Dior
- Author: Ahmet Unver
- Published: Jun 8th, 2009
- Category: Fashion, Photography, Street Style, Website
- Comments: None
SOPOPULAR
Genç Alman bir marka.
Bundan iki sene önce Daniel ve James kardelşer ile 20 yıldır arkadaşı olduklari David’in olusturduklari erkek koleksiyonunu tanitan bir site. Tasarim ve fikir olarak basit ama oldukca etkili.
Bakmakta fayda var.
http://www.sopopular.net/index.php?
- Author: Ahmet Unver
- Published: Jun 3rd, 2009
- Category: Exhibition, Fashion, Photography
- Comments: None
Miles Aldridge’in Yeni Sergisi ve Kitabı
Sinamatografik, rengarenk karelerin yaraticisi Miles Aldrige’in sergisi “THE CUT” 10 Mayıs’a kadar Hamiltons Gallery Londra ve 28 Mayis 20 Haziran tarihleri arasinda da Steven Kasher Gallery New York’ta.
“The Cut”
Sex and fashion are inseparable, thanks in part to suggestive magazine spreads and risqué ads. Miles Aldridge is one of the photographers responsible for those sizzling shots (he’s featured in ICP’s “Weird Beauty” exhibit), and today, his own show is opening at the Steven Kasher Gallery. On display will be over 25 of Aldridge’s images, fromVogue, Vogue Italia, the New York Times, and Numero. The provocative shots are oversaturated and make you a touch uneasy. But in the end, that’s what makes them so memorable. The exhibition coincides with the launch of Pictures for Photographs, a book of his sketches and pictures.
INFO:
May 28–June 20. Steven Kasher Gallery, 521 W. 23rd St., nr. Tenth Ave., second fl. (212-966-3978); T–S (11–6), Su, M (closed).
http://www.steidlville.com/books/916-Pictures-for-Photographs.html
- Author: Ahmet Unver
- Published: May 16th, 2009
- Category: Photography
- Comments: None
Patrick Demarchelier Art + Commercede
- Author: Ahmet Unver
- Published: May 12th, 2009
- Category: Fashion, Photography
- Comments: None
Cindy Sherman: Designer
Fotoğrafçı, model, yönetmen ve şimdide tasarımcı…
Fashion’s always held a fascination with Cindy Sherman – and vice versa.
She’s worked on ad campaigns with Marc Jacobs and titled a series of photographs “Fashion” – but now she’s actually designed clothes.
She, along with costume designer Adam Kimmel’s, outfitted the dancers in I Drink the Air Before me, Stephen Petronio’s 25th Anniversary production which kicked off at the Joyce Theatre last night.
There are three sets of costumes, the middle features jumpsuits – the womens’ look like this Alexander Wangand the mens’ are reminiscent of this Stella from Spring 06 and the final set features a collection of perfectly striped tees.
We wish we could own a Cindy Sherman designed outfit, but watching one on a spectacular dancer isn’t half bad.

Cindy Sherman, (d. 19 Ocak 1954 New Jersey) ABD‘lı sanat fotoğrafçısı ve film yönetmeni.
Cindy Sherman’ın yüzlerce kendisini kullandığı kadın, hatta bazen de erkek canlandırması vardır, ancak bunların hiçbirisi Cindy Sherman’ın gerçek anlamda bir otoportresi değildir. Kendi deyişine göre Sherman fotoğrafları kadın stereotipleri ile ilgilenir, ancak bu sterotipler onun kadınları nasıl gördüğünü değil, erkeklerin kadınları nasıl gördüğünü yansıtır.
Glen Ridge, New Jersey doğumlu Cindy Sherman, New York Eyalet Üniversitesi’nde sanat okudu. Üniversite yılarında kılık değiştirme ve makyaj ile görünüşünü değiştirerek otoportrelerini çekmeye başladı. 1977’de ulusal sanat bursu kazandıktan sonra New York’a yerleşen Sherman, 1977-1980 döneminde, filmlerde kadınlara verilen klişe rolleri sorgulayan, model olarak kendisini kullanarak fotoğrafladığı “Untitled Film Stills” (İsimsiz Film Kareleri) serisi ile sanat çevrelerinde tanındı. 1995 senesinde, bu çalışma MOMA (New York Modern Sanatlar Müzesi) tarafından bir milyon doların üzerinde bir fiyattan satın alındı, böylece Sherman’ın sanat dünyasındaki yeri de tartışmasız hale geldi. Kendisini de model olarak kullandığı daha sonraki çalışmalarında Sherman, erkek dergilerini, çocuk masallarını, moda dünyasını, sanat tarihindeki önemli imgeleri işledi. Son dönem işlerinde büyük boy renkli baskılarla vitrin mankenleri, tıbbi protezler, cinsel yardım araçları, plastik vücut parçaları, maskelerle hazırlanmış cinsel ilişki mizansenleri ya da kusmuk çöp resimleri gibi grotesk konulara yöneldi.
Sherman, fotoğrafı saf haliyle değil, bir kavramsal sanat malzemesi olarak kullanır. O bir fotoğrafçı değil, bir kavramsal sanatçı, bir gösteri sanatçısıdır. Malzemesiyse bulunduğu dönemin güncel fikir akımlarıdır. Sherman için 70′lerin ve 80′lerin kültürel ortamıyla biçimlenen bir uygulayıcıdır denilir. Gerçekten de yapıtlarında her zaman feminist bir söylemin varlığından bahsedebiliriz. Ancak herhangi bir dogmatik ideolojik tavra dayanan bir üretim sistemi yoktur, zira Sherman sanatının içeriğini sürekli olarak dönemin geçeli söylemlerine uydurarak güncel sanatın parçası olmayı bilmiştir. Dönemin moda kavramlarını ve akımlarını kullanmayı bilen Sherman, sürekli başvurduğu feminist izleğinifeminizm anlayışındaki değişiklikler doğrultusunda yapıtlarına yansıttı. Cindy Sherman’a göre: “Cinsel organları kullanarak, sevimli ya da şok edici resimler etmek kolay…Zor olan acı keskin yine de açık seçik görüntü elde etmek.
Kaynak: Wikipedia
- Author: Ahmet Unver
- Published: May 12th, 2009
- Category: Exhibition, Photography
- Comments: None
Richard Avedon’un Yeni Sergisi
Hayranlık uyandıracak kadar güzel bir sergi.
- Author: admin
- Published: Apr 20th, 2009
- Category: Fashion, Photography
- Comments: None
Ağdalı Moda Çekimleri ve Fotoğrafın İçeriği
Ürün gösterme kaygısı, fotoğrafın temelini oluşturan içeriğini –yani anlatılmak istenen durumu ve imajı- nasıl etkiler?
Moda fotoğrafı tek bir karede ürünü mü sattırmalı, yoksa potansiyel alıcıya o ürünle ilgili bir imaj mı çizmeli?
Türkiye’de iştenen şey her firma için aynıdır: Daima ‘albeni’si olan ürünün doğru gösterildiği fotoğraflar talep edilir. Bu bakımdan, firmalara farklı bir şeyler sunmak çok da mantıklı değildir. Onlar cesaretlerini toplayıp yeni bir şeye adım atana kadar, garantili iş çeken fotoğrafçılar, allanmış pullanmış ve tüketicinin de artık son derece farkında olduğu sahte ama parlak bir dünya yaratırlar. Fotoğrafların, içinde moda öğelerini barındıran hikayeleri veya gerçeklikleri olması tartışma dahilinde bile değildir. Çok yazık değil mi? Fotoğraf çekiyorsunuz ama hiçbir şey anlatmıyorsunuz…

Varsayalım konseptimiz fast food ve top modeller temaları etrafında dönüyor. Siz de öyle bir kare kurguladınız ki modelimiz elinde büyük bir hamburger tutuyor ve ondan bir ısırık almak için harekete geçmiş vaziyette. Tam o sırada bir parça ketçap 5000 Euro’luk bir elbisenin üzerine dökülüyor!
Peki bu kareyi Steven Klein çekerse niye müthiş bir şey ortaya çıkıyor da, bir Türk fotoğrafçı böyle bir kareyi çekerse komedi oluyor veya izleyenlerin büyük çoğunluğu tarafından şaçma olarak kabul ediliyor. Bunun nedenleri şöyle açıklanabilir:
- Fotoğraflara sadece estetik gözüyle bakmamız gerektiği saplantısı
- Moda fotoğrafçılarının zaman içinde fotoğraf anlayışını çok yüzeysel bir boyuta taşımış olmaları
- Modayı günümüz gerçekliği ile ilişkilendirememe veya buna gerek görmeme
- 5000 Euro’luk elbisenin üzerine ketçap dökebilme imkanına sahip olamamak ve bu nedenle fikri hayata derme çatma yöntemlerle geçirmeye çalışmak
- Yeni ve yaratıcı fikirlere açık olmamak ve garantici davranmak
- Moda fotoğrafını hala sadece modayı yansıtan bir unsur zannetmek; moda fotoğraflarının modaya yön veren öğeler olduğunu farketmemek
- Bir modeli allayıp pullayıp, üzerine en iyi markaların en son ürünlerini güzelce giydirip, ufacık da olsa oyunculuk yeteneği olmayan modelimize üzerindeki elbiseyi ortaya çıkaracak bir poz bulup, güzel kızımızın o fotoğraf karesine hiçbir duygu katmasını beklemeden, daha önce yapılmadığını düşündüğümüz, hoşumuza giden bir fonda veya mekanda güzel fotoğraf kareleri çekmenin moda fotoğrafçılığı olduğunu düşünmek
- Bir ülkede moda fotoğrafından behsedebilmek için o ülkede moda sektörüne ve fotoğrafa ilginin büyük olması gerekir. Ülkemizde yılda kaç tane fotoğraf sergisi açılıyor? Kaç tane fotoğraf koleksiyoncusu var? Yakın çevrenizde kaç kişi fotoğraf okumayı biliyor? Fotoğrafın gelişemediği bir ülkede fotoğrafın başka bir sektöre hizmet etmesini beklemek zor. Hizmet eder ama ne yazık ki kopya işlerle. İçeriğe önem verilmediği için içi boş ama pırıl pırıl kareler çekilir. Fotoğraf değeri olan işler ise fazla avangard bulunur, çöp olur, hatta daha da kötüsü aşağılanırlar.

İyi bir fikri hayata geçirmek hiç de ucuz bir iş değildir. Onun yerine güzel boyanmış bir iki kutu alalım duvarın önüne koyup çekelim -malum fotoğrafçının da işine geliyor; fazla kafa patlatmasına gerek kalmıyor. Bu sistem yerleştiği için de gerçekten doğru olanı yapmana izin verilmiyor.
Kaldı ki, firmaların, içeriği kuvvetli bir kampanyanın çok daha çarpıcı olacağını ve ses getireceğini unutmamaları gerekir. Artık her firmanın çekim sonunda ‘güzel’ fotoğrafları oluyor. Zaten kimseden yaratıcılık beklenmediği için hemen herkes aynı fotoğrafları çekiyor. Aynı kalitede, birbirine benzer işler dolaşıyor ortalıkta. “Biz aslında çok farklıyız” diyen firma da, “Bizim bir iddiamız yok, biz tekstilciyiz, o yüzden dünyadaki başarılı bir kampanyanın çok benzerini yapmakta sakınca görmüyoruz” diyen de, bir diğer firmanınkine oldukça benzer işlerle pazarda boy gösteriyor. Sonuç ise, farklılık yaratmadığı için dikkat çekmeyen, dolayısıyla da hedefe ulaşmayan işler.
Buna karşılık Hazal Yılmaz, Phillip Toledano hakkında http://anlamarama.wordpress.com blog sitesinde şunları söylemiş:
“Toledano modellerini çoğunlukla arkadaşları ya da sokakta gördüğü insanlar arasından seçiyor. Eğer bir modacıyla çalışacaksa kreasyonu istediği kombinasyonlarla çekmek kontrata koyduğu ilk madde, çünkü renklerin uyumundan arkadaki duvarın üstünde nasıl duracağına kadar en ince ayarları, fotoğrafı çekmeden tamamlıyor. Onun fotoğraflarının ve fotoğrafın içine yerleştirdiği detayların hep bir hikayesi var.
Toledano moda çekimleri yapmadığı zamanlarda ise telefonda seks yapan kadınların portrelerini, haciz gelmiş işyerlerini, Alzheimer’dan ölmekte olan babasının hayatını resimliyor. Kısacası fotoğraflarıyla hepimizin hayatında bir şeyleri değiştirmeyi başarıyor.”















